Vakıf; menfaati ibâdullaha ait olmak üzere bir ayni, Allah'ın mülkü hükmünde kabul ederek temlik ve temellük'ten ve ebediyyen alıkoymaktır. Bu tariften anlaşıldığına göre, bir malın veya mülkün gelirinin tamamen insanların yararına olarak, kişilerin sahip çıkmalarına imkân bırakmaksızın hayır işine tahsis ve terkine Vakıf denmektedir.

 

Vakıf tâbirinin daha birçok tarifi yapılmışsa da, en çok benimsenen bu tarifini vermek yeterli olacaktır. Vakıflar, insanların toplu olarak yaşadıkları köy, kasaba ve şehirler gibi yerleşme merkezlerinin teşkilatlanmasında önemli rol oynamışlardır. Böylece bu müesseseler toplumların oluşmasına da vesîle teşkil etmişlerdir denebilir.

Toplumun oluşmasına vesîle olduğuna göre; o toplumun ayakta durması için de bir takım müesseseleri beraberinde getirdiğini göreceğimiz Vakfın tahsis edildikleri bölgelerde yeni yerleşme merkezlerinin kuruluşu veya eski köylerin büyük şehirlere dönüşmeleri gibi önemli bir fonksiyonu yerine getiren müesseseler oldukları hususu üzerinde durmak gerekir.

Müslüman topluluklarda devlet, memleketin fakirlerinin tümünü gözetmek, yani ihtiyaç içinde bulunanların muhtaç oldukları şeyleri temin etmek zorundadır. Aynı zamanda devlet, iş sahibi olmayanlara da yardım elini uzatmak görevi ile de karşı karşıyadır.

Vakıfları; devlet-halk münâsebetleri açısından değerlendirdiğimizde, İslâm toplumunda, halkın devlete olan desteğini hiç bir zorlama olmaksızın yerine getirdiği müesseseler olarak görmektiyiz. Aynı zamanda; yalnız devlete desteği bakımından değil, zengin ve hâli vakti yerinde olan kimselerin halk içinde kazandıkları mevkilerini ve itibarlarını da korumak düşüncesiyle veya içinde yaşayıp sayesinde zengin oldukları topluma karşı bir vicdan borcunu yerine getirmek niyetiyle bu müesseseleri kurmuş olmaları, toplumda karşılıklı saygı ve sevgi bağlarını güçlendirdiği gibi insanların birbirleri ile kaynaşmalarına da vesile olur. Böylece toplumun sosyal dayanışması açısından önemli bir fonksiyonu olduğunu gördüğümüz vakıfların, iyi işlediği ve korunduğu zamanlarda; insan şahsiyetinin ve hayatının korunması, kurtarılıp geliştirilmesi, insanların hayatta karşılaşabilecekleri maddî ve manevî zorlukların, ızdırap ve sıkıntıların giderilmesi, hayatın güzelleştirilip insan haysiyetinin korunması, sosyal düzenin her türlü tehlike ve sarsıntılardan kurtarılmasına yardım ettiği görülür. Bu maksat ve gâyelerle vakfediler, câmiler, mescitler, namazgâhlar, mektep, medrese ve kütüphaneler, dergâh, dâru'ş-şifâ ve hastahâneler, aşevleri, kervansayar, çeşme, kaldırım, su yolu ve tesisleri ile köprüler, kale, ribat ve istihkâmlar, mesireler, dul ve yetim evleri, emzirme ve büyütme yuvaları gibi nice mimarî ve medenî değerleri olan eserler sâyesinde toplumların gelişmesi görüldügü gibi, memleketin güzelleşip kalkınmasına da katkıda bulunduğu görülür.

 

 

Yayınlarımızdan...

Mehmet Akif ve Eğitim

Yazar: Dr. Ali ÖZER

Pratik Arapça

Yazar: Yard. Doç. Dr. Cüneyt EREN